21 Mart 2012

BEN BÖYLE İŞİN...

Yeni iş eski iş arada bir fark yokki.Pardon hakkını yemeyelim burda diğerine göre erken çıkıyorum ve kafam biraz daha az çalışmak zorunda kaldığı için beynen pek yorulmuyorum.
Ama hala aradığım huzuru bulamadım.
Hani diyoruz ya insan sevdiği işi yapmalı.Hah işte bende sevdiğim işi yapmak istiyorum,istiyorumda o sevdiğim iş sanırım beni pek sevmiyor.
Oniki yıllık çalıştığım yerden sinirlenip,artık dayanamıycak duruma gelip istifamı bastıktan ve beş aylık bir ev sefasından sonra yeni başladığım iş hayatımda yine mutsuzum.
Neden ,neden,nedennn??
Çünkü ne kadarda rahat olsa sevdiğim işi yapmıyorum.
Ben sanatı seviyorum,edebiyatı seviyorum,okumayı seviyorum,birazda fazla romantik ve duygusalım.
Matematik denklemlerinin olduğu,finans,karaborsa,ticaret kelimelerinin bulunduğu işleri sevmiyorum.Onlarsa sürekli beni takipteler ve en sonunda beni bir köşeye sıkıştırmayı başarıyorlar.
Oysa eski işimden ayrılırken kafamın rahat olacağı,huzuru bulabileceğim,kendimi kendim olarak hissedebileceğim bir iş hayaliyle yanıp tutuşmuştum.
Ama maddi olanaksızlıklar,biran önce iş bulmam için arkamdan iş çevirirken bir taraftandan bunun olamayacağını kafama vura vura yüzüme haykırıyordu.
Oysa ben bir kitapçıda,klasik müzik dinlerken kitap kokuları arasında çalışmayı tercih ederdim.
Yada bir cafe işletmeyi.(özelliklede denizkenarında bir cafe)
Yada bir dans kursunda öğretmenlik yapmayı.
Yada müzik okulunda eğitimci olmayı.
Bense hala yıllar önce başladığım yerdeyim.
Matematik türevleri......
Fizik kanunları...
Nerde edebiyat,nerde sanat

6 Ocak 2012

benmiyim eskiyen yoksa yıllarmı?

Benmiyim eskiyen yoksa yıllarmı?
Geriye baktığımda çok güzel anlar yaşadığımı düşünsemde oğlumun doğumuyla sanki daha bir renklenmiş hayat.
Kırk koca yıl.
Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım diyorya şarkıda, nasıl geçtiğini bir kenara bırakırsak ne çabuk geçti diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Acısı,tatlısı,hastalığı,sağlığı,aşkları,üzüntüleri,hayal kırıklıkları,sevinçleri....
İlk defa bu sene hüzünlendim,ilk defa bu sene büyümekten vazgeçtim.
Ajda'dan her yaşı  ayrı bir güzelliği varı dinleyip hönkürmekle meşgulüm.
Çocukluğuma gittim bugün,gençliğime gittim bugün,orta yaşı çoktan yarıladığım bu günde çokkk eskilere gittim bugün.
Annemin bana seslenen sesini duydum bugün.-Kızımmm koşma düşeceksin.-
Babamın henüz ağarmayan saçlarıyla beni götürüp okula yazdırdığı günü gördüm bugün.
Kardeşimin ilk doğduğu gün bana yanında getirdiği gofreti gördüm bugün.
Hayatın hızına yetişemedim ben bugün.
Sinema şeridi gibi geçti hepsi gözümün önünden.Hiç bu kadar ağır gelmemişti bana geçen yıllar.
Kimler geldiii kimler geçti hayatımdan....
Bugün bir kez daha anladımki hala hayatımda çok değerli dostlarım varmış.
Zaman, devirdiğimiz yıllara inat, dostlarımla beni sevgiyle karşılasın diyorum...
Kırkbirde görüşmek dileğiyle...

22 Aralık 2011

VEFA VE DOST

Kendini dost sanıp adam sayanlardan,sen aramadığın sürece seni arayıp sormayanlardan,hastalığında değil sağlığında yanında olanlardan,ağlarken değilde gülerken gözlerinin içine bakanlardan ve malesef çevremde bu anlattığım meziyetlere sahip çok fazla dost müsvettesinin olmasından
Kısacası
VEFASIZ DOSTLUKLARDAN
Nefret ediyorummm....
Bazen yanlızlık en güzeli sanırım.Özlliklede yenilen kazıklardan sonra

14 Aralık 2011

...........


Bu sabah kalkmak daha bir ağır geldi bana.
Perdeleri açmak ,gün ışığını görmek istemedi gözlerim.
Hani akşam olurda gecenin hüznü iner ya yatağına, işte öylece kalmak istedim yatağımda.
Kışı sevmiyorum bu haliyle.
Ya yağmur yağmalı şakır şakır,gökyüzü karaya bulanmalı,
Ya da güneş gülümsemeli bulutların arasında sıcacık rüzgarla mavi serin sulara insan kendini bırakmalı.

10 Aralık 2011

DÜRTTE UYANAYIM

Çatlıycam şimdiiii.Bu içimdeki sıkıntı ne bitmek bilmezmiş.Kafayı tırlatmak üzereyim.
Çok şükür ki bunun geçici bir durum olduğunu biliyorum.
Çünkü içimdeki küçük peri bir süre sonra beni yine dürtecek ve bozulan devrelerimi tekrar hayata geçirecek.
Her zaman böyle olur.
Genelde çok mutlu,gülmeyi seven bir kişilik olarak mutsuz zamanlarım azdır ve peri sayesinde çabuk toparlanırım.Silkelenir,kendime gelir,bazen küçücük şeylerden bile mutluluk duyarım.Somurtkan insanlardan nefret eder,onları boğarak ortadan kaldırmayı düşünecek kadar ileri gidebilirim ki daltonları hatırlayınca bu isteğimden malesef üzülerek vazgeçmek zorunda kalıyorum...
İşte şimdi bende onlar gibiyim.Suratımdaki mutsuzluk maskesini atamıyorum bir türlü.Hiç bu kadar uzun sürmemişti mutsuzluğum.
Heyyy minnik peri nerdesin?Maldivlerde falan tatilemi çıktın ne?
Dürtte beni bu rüyadan uyanayım.Bu seferki yıllık iznin fazla sürmedimiiii.Bu tatil yetmedimiiiii?
Haydi iş zamanııı.Bekliyorum.....

9 Aralık 2011

PASAKLI KONTES

Maymuna döndüm sanki.Hayatımı kontrol edemez oldum Hatta kim olduğumu şaşırıdm.Bücürükle bile lgilenemez hale geldim.Benden birkaç tane daha olması için neler vermezdim nelerrr....
Sanki ben ben değildim.O süslü kontes gitmiş yerine pasaklı düşes gelmişti.Makyaj yapmadan evin karşısındaki markete bile gitmeyi kendine yediremeyen beeen, püsküllü,pasaklı,saçlar birbirine girmiş,hayattan bezmiş,sokak çocukları gibiyim.Birde bir rehavet çöktüki sormayın gitsin.
Akşamları yatağa sürünerek girmek kadar sabahları sürünerek kalkmakta kötü.Deneyimlerimle test edilip doğrulanmıştır.Duyurulur...
Kahve canım istiyor ama onu bile yapacak gücüm yok.Alaattin'in sihirli lambasını bir elime geçirsem içindeki cini şöyle birkaç ay bırakmıycam,söz.
Kollarım tutmuyor,bacaklarım ağrıyor,saçlarım o kadar dağılmışki tarak değil kaşağı bile yoluna sokamaz.
Allahıma bin şükürler olsun ki erkek değilim yoksa kim kesecekti o pırasa gibi uzayacak sakallarımı?
Evet bütün bunların sorumlusu sensin.Önce senin monte edilmen için uğraştım,sonrada açılman için.Ne bu ihtiyaç değilde çin işkencesi dediklerindenmi?
Şimdide acaba ısınırmıyız kaygısı taşıyorum.
Tam 3 hafta oldu ki öncesini hafızamdan silinmiş sayıyorum.Ne lanet şeymişsin sen DOĞALGAZZZ...