8 Kasım 2012

ESKİMEYEN

Taaaa derinlerde geçmişe gömdüğüm, dönmez dediğin dostlar bazen sizi yanıltabiliyormuş demekki.
Acaba oda beni hala özlüyormudur dediğin dostlar bazen özlemini haykırabiliyormuş demekki.
Beni herşeye rağmen kalbinde yaşatabiliyormudur dediğin dostlar bazen dostluğumuzu hem kalbine hem de beynine kazıyabiliyormuş demekki.
Eskimeyen eski dost buna deniyormuş demekki...

24 Mayıs 2012

RUHUM DEĞİL

                                                                 
                                          Ruhum değil gönlüm yorgun



5 Mayıs 2012

O YER


 Sıkılıdım.
Hemde çok sıkıldım.Şehrin karmaşasından,sahte yüzlerden,kendini bi halt zanneden insanlardan,sabah ki otobüs duraklarından,saatlerce birilerinin gözetimi altında çalışıp sonrada hiç çalışmamışsın gibi davrananlardan,herşeyden ama herşeyden sıkıldım.
Uzaklara çoookk uzaklara gitmek istiyorum.Mis gibi deniz kokusunun burnumu gıdıklamasını,gülen yüzlerin sabahları günaydın diyen sesini duymayı,sıcacık dost sohbetlerini,kumsalda koşan çocukların ayak izlerini,akşam güneşin batarken denizde bıraktığı kızıllığı,mangal kömürünün çıtırtısını,kocaamannn olmuş çınar ağaçlarını özledim.
Keşke diyorum gidebilsem o yere.Keşke diyorum sıkılmadan,doya doya yaşayabilsem hayatı.Keşke diyorum şehrin bu karmaşasından kaçıp kurtulabilsem.
 Yaşlandımmı ne?Yok yok bendeki yaşlanma duygusu değil.Yaşama sevinci.Kafam dinç olsa,dertsiz tasasız bir beynim olsa yine hazırım hayatın içinde hoplayıp zıplamaya.Peki ya şimdi....?
Kendimi çok yorgun,bitkin hissediyorum.Oysa önümde yaşayacağım koskoca bir hayat var.Tek istediğim huzurlu bir ortam.Tek istediğim gülen yüzler.Tek istediğim insan gibi davranan hayvanlarla aynı ortamda olmamak.
Tek istediğim bu şehirden kaçmak,uzaklaşmak.
Birgün ama birgün....mutlaka.

21 Mart 2012

BEN BÖYLE İŞİN...

Yeni iş eski iş arada bir fark yokki.Pardon hakkını yemeyelim burda diğerine göre erken çıkıyorum ve kafam biraz daha az çalışmak zorunda kaldığı için beynen pek yorulmuyorum.
Ama hala aradığım huzuru bulamadım.
Hani diyoruz ya insan sevdiği işi yapmalı.Hah işte bende sevdiğim işi yapmak istiyorum,istiyorumda o sevdiğim iş sanırım beni pek sevmiyor.
Oniki yıllık çalıştığım yerden sinirlenip,artık dayanamıycak duruma gelip istifamı bastıktan ve beş aylık bir ev sefasından sonra yeni başladığım iş hayatımda yine mutsuzum.
Neden ,neden,nedennn??
Çünkü ne kadarda rahat olsa sevdiğim işi yapmıyorum.
Ben sanatı seviyorum,edebiyatı seviyorum,okumayı seviyorum,birazda fazla romantik ve duygusalım.
Matematik denklemlerinin olduğu,finans,karaborsa,ticaret kelimelerinin bulunduğu işleri sevmiyorum.Onlarsa sürekli beni takipteler ve en sonunda beni bir köşeye sıkıştırmayı başarıyorlar.
Oysa eski işimden ayrılırken kafamın rahat olacağı,huzuru bulabileceğim,kendimi kendim olarak hissedebileceğim bir iş hayaliyle yanıp tutuşmuştum.
Ama maddi olanaksızlıklar,biran önce iş bulmam için arkamdan iş çevirirken bir taraftandan bunun olamayacağını kafama vura vura yüzüme haykırıyordu.
Oysa ben bir kitapçıda,klasik müzik dinlerken kitap kokuları arasında çalışmayı tercih ederdim.
Yada bir cafe işletmeyi.(özelliklede denizkenarında bir cafe)
Yada bir dans kursunda öğretmenlik yapmayı.
Yada müzik okulunda eğitimci olmayı.
Bense hala yıllar önce başladığım yerdeyim.
Matematik türevleri......
Fizik kanunları...
Nerde edebiyat,nerde sanat

6 Ocak 2012

benmiyim eskiyen yoksa yıllarmı?

Benmiyim eskiyen yoksa yıllarmı?
Geriye baktığımda çok güzel anlar yaşadığımı düşünsemde oğlumun doğumuyla sanki daha bir renklenmiş hayat.
Kırk koca yıl.
Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım diyorya şarkıda, nasıl geçtiğini bir kenara bırakırsak ne çabuk geçti diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Acısı,tatlısı,hastalığı,sağlığı,aşkları,üzüntüleri,hayal kırıklıkları,sevinçleri....
İlk defa bu sene hüzünlendim,ilk defa bu sene büyümekten vazgeçtim.
Ajda'dan her yaşı  ayrı bir güzelliği varı dinleyip hönkürmekle meşgulüm.
Çocukluğuma gittim bugün,gençliğime gittim bugün,orta yaşı çoktan yarıladığım bu günde çokkk eskilere gittim bugün.
Annemin bana seslenen sesini duydum bugün.-Kızımmm koşma düşeceksin.-
Babamın henüz ağarmayan saçlarıyla beni götürüp okula yazdırdığı günü gördüm bugün.
Kardeşimin ilk doğduğu gün bana yanında getirdiği gofreti gördüm bugün.
Hayatın hızına yetişemedim ben bugün.
Sinema şeridi gibi geçti hepsi gözümün önünden.Hiç bu kadar ağır gelmemişti bana geçen yıllar.
Kimler geldiii kimler geçti hayatımdan....
Bugün bir kez daha anladımki hala hayatımda çok değerli dostlarım varmış.
Zaman, devirdiğimiz yıllara inat, dostlarımla beni sevgiyle karşılasın diyorum...
Kırkbirde görüşmek dileğiyle...

22 Aralık 2011

VEFA VE DOST

Kendini dost sanıp adam sayanlardan,sen aramadığın sürece seni arayıp sormayanlardan,hastalığında değil sağlığında yanında olanlardan,ağlarken değilde gülerken gözlerinin içine bakanlardan ve malesef çevremde bu anlattığım meziyetlere sahip çok fazla dost müsvettesinin olmasından
Kısacası
VEFASIZ DOSTLUKLARDAN
Nefret ediyorummm....
Bazen yanlızlık en güzeli sanırım.Özlliklede yenilen kazıklardan sonra

14 Aralık 2011

...........


Bu sabah kalkmak daha bir ağır geldi bana.
Perdeleri açmak ,gün ışığını görmek istemedi gözlerim.
Hani akşam olurda gecenin hüznü iner ya yatağına, işte öylece kalmak istedim yatağımda.
Kışı sevmiyorum bu haliyle.
Ya yağmur yağmalı şakır şakır,gökyüzü karaya bulanmalı,
Ya da güneş gülümsemeli bulutların arasında sıcacık rüzgarla mavi serin sulara insan kendini bırakmalı.

10 Aralık 2011

DÜRTTE UYANAYIM

Çatlıycam şimdiiii.Bu içimdeki sıkıntı ne bitmek bilmezmiş.Kafayı tırlatmak üzereyim.
Çok şükür ki bunun geçici bir durum olduğunu biliyorum.
Çünkü içimdeki küçük peri bir süre sonra beni yine dürtecek ve bozulan devrelerimi tekrar hayata geçirecek.
Her zaman böyle olur.
Genelde çok mutlu,gülmeyi seven bir kişilik olarak mutsuz zamanlarım azdır ve peri sayesinde çabuk toparlanırım.Silkelenir,kendime gelir,bazen küçücük şeylerden bile mutluluk duyarım.Somurtkan insanlardan nefret eder,onları boğarak ortadan kaldırmayı düşünecek kadar ileri gidebilirim ki daltonları hatırlayınca bu isteğimden malesef üzülerek vazgeçmek zorunda kalıyorum...
İşte şimdi bende onlar gibiyim.Suratımdaki mutsuzluk maskesini atamıyorum bir türlü.Hiç bu kadar uzun sürmemişti mutsuzluğum.
Heyyy minnik peri nerdesin?Maldivlerde falan tatilemi çıktın ne?
Dürtte beni bu rüyadan uyanayım.Bu seferki yıllık iznin fazla sürmedimiiii.Bu tatil yetmedimiiiii?
Haydi iş zamanııı.Bekliyorum.....

9 Aralık 2011

PASAKLI KONTES

Maymuna döndüm sanki.Hayatımı kontrol edemez oldum Hatta kim olduğumu şaşırıdm.Bücürükle bile lgilenemez hale geldim.Benden birkaç tane daha olması için neler vermezdim nelerrr....
Sanki ben ben değildim.O süslü kontes gitmiş yerine pasaklı düşes gelmişti.Makyaj yapmadan evin karşısındaki markete bile gitmeyi kendine yediremeyen beeen, püsküllü,pasaklı,saçlar birbirine girmiş,hayattan bezmiş,sokak çocukları gibiyim.Birde bir rehavet çöktüki sormayın gitsin.
Akşamları yatağa sürünerek girmek kadar sabahları sürünerek kalkmakta kötü.Deneyimlerimle test edilip doğrulanmıştır.Duyurulur...
Kahve canım istiyor ama onu bile yapacak gücüm yok.Alaattin'in sihirli lambasını bir elime geçirsem içindeki cini şöyle birkaç ay bırakmıycam,söz.
Kollarım tutmuyor,bacaklarım ağrıyor,saçlarım o kadar dağılmışki tarak değil kaşağı bile yoluna sokamaz.
Allahıma bin şükürler olsun ki erkek değilim yoksa kim kesecekti o pırasa gibi uzayacak sakallarımı?
Evet bütün bunların sorumlusu sensin.Önce senin monte edilmen için uğraştım,sonrada açılman için.Ne bu ihtiyaç değilde çin işkencesi dediklerindenmi?
Şimdide acaba ısınırmıyız kaygısı taşıyorum.
Tam 3 hafta oldu ki öncesini hafızamdan silinmiş sayıyorum.Ne lanet şeymişsin sen DOĞALGAZZZ...

22 Kasım 2011

UNUTMUŞUM GÜLMEYİ

Gülmeyi unutmuşum uzun zamandır.Yok yok gülmeyi değil bu kadar şen kahkahalar atmayı saatlerce kişnemeyi unutmuşum uzun süredir.
Yıllardır görmediğim ama kalbimde yaşattığım eski bir dostun telefondaki şen sesiyle döndüm geçmişe.Sanki aynı şehirde,sanki yılların çizdiği çizgiler hiç olmamışcasına,sanki biraz önce ayrılmışızda yarım kalan sohbetimizi tamamlarmışcasına bıraktık kendimizi.
İçim ısındı,hayat daha bir güzel geldi,güneş batmıyorda yeni doğuyor gibiydi.Sanki çocuktum,sanki genç bir kızdım henüz yetişen.Onca kahkahadan sonra telefon kapanmıştı ama ben hala kahkahalarıma hakim olamıyordum.Düşündümde biran ne vefalı arkadaşım varmış.Sonra düşündüm tekrar birde vefasız olanları yok saydım onları.Oysa hepsini özlemiştim ama onlar çoktan unutmuşlardı içilen bir fincan kahveyi.
Belkide benden çok derdi vardı ama hissettirmedi tıpkı yıllar önceki gibi,tıpkı bıraktığım gibi...

10 Kasım 2011

SADECE küçük BİR ANI...

 Hava bunaltacak kadar sıcak ve haftanın yorgunluğu sanki omuzlarımda koca bir yük.Şehir beni boğuyor ve kafa dağıtmak için uzaklara o çok sevdiğim deniz kokusuna gitmek istiyorum.
 Alışmış kudurmuştan beterdir derler ya yine o durumdayım.Her hafta sonu olduğu gibi bu hafta sonuda denizle kucaklaşmalıyım ki kendime gelebileyim.
 Toplandık her zamaki grubunuzla çıktık yola.Cd çalarda son ses müzik,sevdiğim kankalarım yanımda,sorumluluk yokkk,iş yokkk,sadece özgürlük var ve ben özgür kız yine yollardayım.Daha ne isterim ki....
 Bu sefer dedik kuşadasına gidelim.Bakalım hala kuşlar ve ada duruyormu!
:))))
 Kumsal harikaydı.Ateş yakıp gitar çalanlarrrr,kumsalda oynayanlarrrr,kendini denizin sularına bırakanlarrrr,yani bizim gibilerle doluydu.
 Serildik kumsalın o ince kumlarına,denizin o mis kokan havasını içime çektim.Aman ne havaydı ooooo...Denize aşık biri olarak kendimi kaybettim diyebilirim.En büyük dileği ilerde küçük bir sahil kasabasında yaşamak olan birisi için o an orda olmak bayram gibi birşeydi.Orada ömrümün sonuna kadar kalabilirdim.Gökyüzü pırıl pırıldı ve yakamoz vardı.
Sohbete dalmışızki saatin sabah 5 e geldiğini zor farkedebildik.Ordan ayrılmak istemediğim için arabanın içinde biraz gözlerimi dinlendirmek istedim.Zaten bütün gün çalışmıştım ve yorgunluktan bitkin haldeydim.
Benim gibi alkolle arası pek iyi olmayan sadece ortam gerektirdiğinde ononla diyaloğa giren birisi için sanırım o an en iyi fikirde buydu.Arabaya uzandım ve dalgaların sesini dinlerken pencereden gökyüzünü seyredaldım.Birara içim geçmiş olucakki beni dürtenlerin sesleriyle uyandım.
Amanınnnn oda ne herkeste bir telaş...
-Kalk kalk (adı lazım olmayan arkadaşımız bayan) x ortada yokkk.
-Nasıl yani dedim.
X arkadaşımda hayatında 2.kez arkadaşlarının gaza getirmelerine ve ısrarlarına dayanamayıp onların demesiye bir benim gördüğüm kadarıyla iki şişe kadar alkol almıştı.Ardından önce kendini denizin sularına bırakmak istemiş diğerleri izin vermeyincede umumi wc lerden birine girmek için sendeleyerekte olsa wc ye ulaşmıştı.Ulaşmıştı ulaşmasınada gidiş o gidiş ne gelen varrr ne gidennn.Dakikalar geçtikçede kendisinden haber alınamıştı.Önce bizimkilerinde alkol etkisinde olduğunu düşünerek pe önemsemedim ama onların normal bizimkininse anormal derecede içmiş olduğunu duyunca telaşlanmaya başladım.
Wc ye daldım dalmasınada kapıları açtıkça boş olduğunu görünce aldı beni bir korku.Tam endişelenmeye başlayacaktımki arkada başka bir kapı daha gördüm.
Kapıya uzanıp açtığım anda yere yığılmakla yığılmamak arasında kaldım ve kendimi daha fazla tutamayıp bastım kahkahayı.Tavuk gibi gıdaklamaya başlayınca bizimkiler sesin benden geldiğini anlamış olmalılarki yanımda bitiverdiler.
 Bizimkiler wc ye girerken gördükleri x i çıkarken görememişlerdi çünküüü wc nin birde arka kapısı vardı.x'cim alkolün çarpıcı etkisiyle alışık olmadığı şekilde karşılaşınca kendini kaybedip bulduğu ilk kapıdan dışarı çıkmıştı.Her ne kadar çift görsede çıkışta arkadaşlarını göremeyince başlamıştı salya sümük ağlamaya.Diğerleriyse ikinci kapının olduğunu bilmedikleri için dakikalarcakapının önünde beklemişlerdi şahsiyeti.
O gecemi desem yoksa o sabahmı desem çünkü gün ağarmaya başlamıştı bile arabaya kadar sürünerek gittim.Gülerken kendimi toparlayamamıştım ve sanırım son zamanlardaki en çok eğlendiğim şehirdışı gezim bu olmuştu.
Şimdi ne özgür kızzz nede özgür grup nede denizin o mis kokusu....
Hepsiii eskilerde kaldı.Ama yaşadığım tüm güzellikleri düşününce hala yüzümde mutlu bir tebessüm bırakıyorlar.
İyiki yaşamışım,iyiki özgürlüğün tadını çıkarmışım....

17 Ekim 2011

SANIRSAM KAFAYI SIYIRDIM YİNE....

-Üşüyen benmiyim burnummu bilemedim....
-Hala doğalgazı tesisatımız bitmedi bu ay hasta olurmuyuz olmazmıyız kestiremedim....
-Canım nescafe istedi ama sıcacık çaymı içsem kahvemi seçemedim....
-Saçlarımı kısacık kestiresim var ama keloğlandaki çirkin cadıyamı yoksa güzel prensesemi benzerim çözemedim....
-Akşam oluyor ve ben hala yemek yapmak istemediğim için  aç kalırmıyız yoksa birşeyler atıştırımıyız karar veremedim...
-Havadanmı ne,salak gibiyim ama kendime bunu itiraf edemedim.(normaldede öyle olduğum için :)))
-Amannnn ...medim ...medim işte ben böyle saçmalayıp kafayı yedim....

12 Ekim 2011

KIŞA ÖZLEM

Havada yine bir kasvet var.Sonbaharın getirdikleri sanırım.
Pencerenin önünde oturup yağmuru seyretmekte pek bir güzel oluyormuş.Yıllardır bunun özlemini çekmiştim.
Kısa sürelide olsa bunu yaşamak güzelmiş.
Nedense kış gelince hep evde sıcacık sobanın başında oturmak bana pek keyif verirdi.Ama şimdi o sobalı kış günlerini bulmak pekte mümkün olmuyor galiba.Ya doğalgaz yada kalorifer.Peki bunlar o sobada pişen kestane tadını veriyorlarmı?Hiç sanmıyorum.
Zaman kaybetmeden aklımı biraz tepetaklak yapıp sobalı bir arkadaş bulmalıyımki kışın o kestanenin tadını bulabileyim.Tabi beni kabul ederlerse.....

8 Ekim 2011

adsız

Hayat bana oyun oynuyor yine.
Bugünlerde hiç iyi değilim hiçççç....

17 Eylül 2011

BOĞULUYORUM



Offff boğuyorlar,boğuluyorum.
Biraz sadece biraz beni rahat bırakın.
Çokmu fazla istediğim.
Yıllarca hiç duraksız çalışmanın verdiği yorgunluktan bırakında arındırayım kendimi.
Nefes almak istiyorum.Gezmek,eğlenmek,alışveriş yapıp,sinemada mısır patlağı yemek istiyorum.
Doğayla içiçe olup ciğerlerimi temizlemek istiyorum.
Kendimle başbaşa kalıp ruhumu dinlendirmek istiyorum.
Kitap okuyup sonrada kafamda hayal alemine dalmak istiyorum.
Hayata yorgun değil dinamik parlayan gözlerele bakmak istiyorum.
Misafir severim ben ama zamansızını asla.
Önce kendimi bulayım,yeni hayatıma alışayım sonra ne isterseniz onu yaparız.
Ama dedim ya önce bırakında nefes alayım...

23 Ağustos 2011

dürtmeyin beni uyanmak istemiyorum.....

Şimdi gözlerimi kapasam,açtığımda ise yeşil ve mavinin hüküm sürdüğü sessiz,sakin bir deniz kasabasında kendimi bulsam.
Ne çok ihtiyacım var sessizliğe, dinlenmeye,denizin kıyıya çarpan sesini dinlemeye....
Sabah dingin bir kafayla kalkmalıyım,şöyle çiçeklerle süslü bir masada kuş sütüne gerek yok güzel bir ballı ekmekle kahvaltı yapmalıyım,yanında mis gibi kokan hormonsuz domates,salatalık biber olmalı.Yerken midem bayram etmeli.
Sonrasında biraz gezinmeliyim gül,sümbül,leylak kokan çiçek tarlalarının arasında.Yorulunca bahçemde denizi seyrederek uzanıp kütüphanemdeki kitaplardan birini okumalıyım.Okurken öyle sürüklemeliki beni kendimi bile unutmalıyım. ..
Öğlen sıcak ortalığı kavururken söğüt ağaçlarının altında uyuyup kalmalıyım.
Saatim 4 ü vurduğunda güzel bir pasta çay servisiyle karnımı doyurmalıyımki akşamüstü serin sularda uzun kulaçlar atabileyim.Hele güneş yavaş yavaş kaybolmaya başladığında denizin ısıcacık sularında kendimi koyvermeliyim.O sırada hiçbir şey düşünmemeliyim.Sadece o çok sevdiğim deniz ve ben....
Güneş denizle birleşmiş kızıla dönmüşken yakmalıyım mangalımı, evimin terasından seyretmeliyim şehrin akşam telaşını,evlerin tek tek kapanan kapılarını...
Akşam türk kahvemle oturmalıyım balkonumda hafif bir müzik çınlamalı kulaklarımda.Eski dostlar gelmeli yanıma.Yanlızlığımı onların sohbetleriyle renklendirmeliyim.
Saat gece yarısına gelince kül kedisi gibi kaybolmalı değer verdiklerim.Günün rehaveti çökmeli üstüme ama bu kez beynim değil ruhum değil sadece bedenim yorgun olmalı....
Denizin o yosun kokan dalga sesleriyle yummalıyım gözlerimi sessizce.

Cennettemiyim ne???
Offf yine kafamın üstüne yastıkla kapatıp uyuyup kalmışım balkon kapısının önünde.Sanırım bir yerlerimde açıkta kalmış
:)))



27 Temmuz 2011

kabak tadi verdiniz bee...

Of yaaaaa hala burdayım.
Esir gibi,
Köle gibi,
Hapisteki suçlu gibi.
Saliıversinler artık beni
Mutsuzluğuma mutsuzluk katmaktansa
Neden mutlu bir insan olarak ayrılmama fırsat vermiyorlarki
Neden güzel anılar bırakmamaı istemiyorlarki
Boğazımı sıkıyorlar sanki.
Düşsünler yakamdan,
Rahat bıraksınlar artık beni.
Esaret bitsin özgürlük gelsin.

22 Temmuz 2011

özgürüm

yaşasınnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
özgürüm
özgür kız


oh be işi bıraktım kafam yerine geldi
zaten 1-2 vida eksikti ama hiç olmazsa çalışıyordu.
Eğer biraz daha burda çalışsaydım tamamen servis dışı olucaktım
oh be dünya varmış,koskocaaaa 12 yıldan sonra....