10 Aralık 2011

DÜRTTE UYANAYIM

Çatlıycam şimdiiii.Bu içimdeki sıkıntı ne bitmek bilmezmiş.Kafayı tırlatmak üzereyim.
Çok şükür ki bunun geçici bir durum olduğunu biliyorum.
Çünkü içimdeki küçük peri bir süre sonra beni yine dürtecek ve bozulan devrelerimi tekrar hayata geçirecek.
Her zaman böyle olur.
Genelde çok mutlu,gülmeyi seven bir kişilik olarak mutsuz zamanlarım azdır ve peri sayesinde çabuk toparlanırım.Silkelenir,kendime gelir,bazen küçücük şeylerden bile mutluluk duyarım.Somurtkan insanlardan nefret eder,onları boğarak ortadan kaldırmayı düşünecek kadar ileri gidebilirim ki daltonları hatırlayınca bu isteğimden malesef üzülerek vazgeçmek zorunda kalıyorum...
İşte şimdi bende onlar gibiyim.Suratımdaki mutsuzluk maskesini atamıyorum bir türlü.Hiç bu kadar uzun sürmemişti mutsuzluğum.
Heyyy minnik peri nerdesin?Maldivlerde falan tatilemi çıktın ne?
Dürtte beni bu rüyadan uyanayım.Bu seferki yıllık iznin fazla sürmedimiiii.Bu tatil yetmedimiiiii?
Haydi iş zamanııı.Bekliyorum.....

9 Aralık 2011

PASAKLI KONTES

Maymuna döndüm sanki.Hayatımı kontrol edemez oldum Hatta kim olduğumu şaşırıdm.Bücürükle bile lgilenemez hale geldim.Benden birkaç tane daha olması için neler vermezdim nelerrr....
Sanki ben ben değildim.O süslü kontes gitmiş yerine pasaklı düşes gelmişti.Makyaj yapmadan evin karşısındaki markete bile gitmeyi kendine yediremeyen beeen, püsküllü,pasaklı,saçlar birbirine girmiş,hayattan bezmiş,sokak çocukları gibiyim.Birde bir rehavet çöktüki sormayın gitsin.
Akşamları yatağa sürünerek girmek kadar sabahları sürünerek kalkmakta kötü.Deneyimlerimle test edilip doğrulanmıştır.Duyurulur...
Kahve canım istiyor ama onu bile yapacak gücüm yok.Alaattin'in sihirli lambasını bir elime geçirsem içindeki cini şöyle birkaç ay bırakmıycam,söz.
Kollarım tutmuyor,bacaklarım ağrıyor,saçlarım o kadar dağılmışki tarak değil kaşağı bile yoluna sokamaz.
Allahıma bin şükürler olsun ki erkek değilim yoksa kim kesecekti o pırasa gibi uzayacak sakallarımı?
Evet bütün bunların sorumlusu sensin.Önce senin monte edilmen için uğraştım,sonrada açılman için.Ne bu ihtiyaç değilde çin işkencesi dediklerindenmi?
Şimdide acaba ısınırmıyız kaygısı taşıyorum.
Tam 3 hafta oldu ki öncesini hafızamdan silinmiş sayıyorum.Ne lanet şeymişsin sen DOĞALGAZZZ...

22 Kasım 2011

UNUTMUŞUM GÜLMEYİ

Gülmeyi unutmuşum uzun zamandır.Yok yok gülmeyi değil bu kadar şen kahkahalar atmayı saatlerce kişnemeyi unutmuşum uzun süredir.
Yıllardır görmediğim ama kalbimde yaşattığım eski bir dostun telefondaki şen sesiyle döndüm geçmişe.Sanki aynı şehirde,sanki yılların çizdiği çizgiler hiç olmamışcasına,sanki biraz önce ayrılmışızda yarım kalan sohbetimizi tamamlarmışcasına bıraktık kendimizi.
İçim ısındı,hayat daha bir güzel geldi,güneş batmıyorda yeni doğuyor gibiydi.Sanki çocuktum,sanki genç bir kızdım henüz yetişen.Onca kahkahadan sonra telefon kapanmıştı ama ben hala kahkahalarıma hakim olamıyordum.Düşündümde biran ne vefalı arkadaşım varmış.Sonra düşündüm tekrar birde vefasız olanları yok saydım onları.Oysa hepsini özlemiştim ama onlar çoktan unutmuşlardı içilen bir fincan kahveyi.
Belkide benden çok derdi vardı ama hissettirmedi tıpkı yıllar önceki gibi,tıpkı bıraktığım gibi...

10 Kasım 2011

SADECE küçük BİR ANI...

 Hava bunaltacak kadar sıcak ve haftanın yorgunluğu sanki omuzlarımda koca bir yük.Şehir beni boğuyor ve kafa dağıtmak için uzaklara o çok sevdiğim deniz kokusuna gitmek istiyorum.
 Alışmış kudurmuştan beterdir derler ya yine o durumdayım.Her hafta sonu olduğu gibi bu hafta sonuda denizle kucaklaşmalıyım ki kendime gelebileyim.
 Toplandık her zamaki grubunuzla çıktık yola.Cd çalarda son ses müzik,sevdiğim kankalarım yanımda,sorumluluk yokkk,iş yokkk,sadece özgürlük var ve ben özgür kız yine yollardayım.Daha ne isterim ki....
 Bu sefer dedik kuşadasına gidelim.Bakalım hala kuşlar ve ada duruyormu!
:))))
 Kumsal harikaydı.Ateş yakıp gitar çalanlarrrr,kumsalda oynayanlarrrr,kendini denizin sularına bırakanlarrrr,yani bizim gibilerle doluydu.
 Serildik kumsalın o ince kumlarına,denizin o mis kokan havasını içime çektim.Aman ne havaydı ooooo...Denize aşık biri olarak kendimi kaybettim diyebilirim.En büyük dileği ilerde küçük bir sahil kasabasında yaşamak olan birisi için o an orda olmak bayram gibi birşeydi.Orada ömrümün sonuna kadar kalabilirdim.Gökyüzü pırıl pırıldı ve yakamoz vardı.
Sohbete dalmışızki saatin sabah 5 e geldiğini zor farkedebildik.Ordan ayrılmak istemediğim için arabanın içinde biraz gözlerimi dinlendirmek istedim.Zaten bütün gün çalışmıştım ve yorgunluktan bitkin haldeydim.
Benim gibi alkolle arası pek iyi olmayan sadece ortam gerektirdiğinde ononla diyaloğa giren birisi için sanırım o an en iyi fikirde buydu.Arabaya uzandım ve dalgaların sesini dinlerken pencereden gökyüzünü seyredaldım.Birara içim geçmiş olucakki beni dürtenlerin sesleriyle uyandım.
Amanınnnn oda ne herkeste bir telaş...
-Kalk kalk (adı lazım olmayan arkadaşımız bayan) x ortada yokkk.
-Nasıl yani dedim.
X arkadaşımda hayatında 2.kez arkadaşlarının gaza getirmelerine ve ısrarlarına dayanamayıp onların demesiye bir benim gördüğüm kadarıyla iki şişe kadar alkol almıştı.Ardından önce kendini denizin sularına bırakmak istemiş diğerleri izin vermeyincede umumi wc lerden birine girmek için sendeleyerekte olsa wc ye ulaşmıştı.Ulaşmıştı ulaşmasınada gidiş o gidiş ne gelen varrr ne gidennn.Dakikalar geçtikçede kendisinden haber alınamıştı.Önce bizimkilerinde alkol etkisinde olduğunu düşünerek pe önemsemedim ama onların normal bizimkininse anormal derecede içmiş olduğunu duyunca telaşlanmaya başladım.
Wc ye daldım dalmasınada kapıları açtıkça boş olduğunu görünce aldı beni bir korku.Tam endişelenmeye başlayacaktımki arkada başka bir kapı daha gördüm.
Kapıya uzanıp açtığım anda yere yığılmakla yığılmamak arasında kaldım ve kendimi daha fazla tutamayıp bastım kahkahayı.Tavuk gibi gıdaklamaya başlayınca bizimkiler sesin benden geldiğini anlamış olmalılarki yanımda bitiverdiler.
 Bizimkiler wc ye girerken gördükleri x i çıkarken görememişlerdi çünküüü wc nin birde arka kapısı vardı.x'cim alkolün çarpıcı etkisiyle alışık olmadığı şekilde karşılaşınca kendini kaybedip bulduğu ilk kapıdan dışarı çıkmıştı.Her ne kadar çift görsede çıkışta arkadaşlarını göremeyince başlamıştı salya sümük ağlamaya.Diğerleriyse ikinci kapının olduğunu bilmedikleri için dakikalarcakapının önünde beklemişlerdi şahsiyeti.
O gecemi desem yoksa o sabahmı desem çünkü gün ağarmaya başlamıştı bile arabaya kadar sürünerek gittim.Gülerken kendimi toparlayamamıştım ve sanırım son zamanlardaki en çok eğlendiğim şehirdışı gezim bu olmuştu.
Şimdi ne özgür kızzz nede özgür grup nede denizin o mis kokusu....
Hepsiii eskilerde kaldı.Ama yaşadığım tüm güzellikleri düşününce hala yüzümde mutlu bir tebessüm bırakıyorlar.
İyiki yaşamışım,iyiki özgürlüğün tadını çıkarmışım....

17 Ekim 2011

SANIRSAM KAFAYI SIYIRDIM YİNE....

-Üşüyen benmiyim burnummu bilemedim....
-Hala doğalgazı tesisatımız bitmedi bu ay hasta olurmuyuz olmazmıyız kestiremedim....
-Canım nescafe istedi ama sıcacık çaymı içsem kahvemi seçemedim....
-Saçlarımı kısacık kestiresim var ama keloğlandaki çirkin cadıyamı yoksa güzel prensesemi benzerim çözemedim....
-Akşam oluyor ve ben hala yemek yapmak istemediğim için  aç kalırmıyız yoksa birşeyler atıştırımıyız karar veremedim...
-Havadanmı ne,salak gibiyim ama kendime bunu itiraf edemedim.(normaldede öyle olduğum için :)))
-Amannnn ...medim ...medim işte ben böyle saçmalayıp kafayı yedim....

12 Ekim 2011

KIŞA ÖZLEM

Havada yine bir kasvet var.Sonbaharın getirdikleri sanırım.
Pencerenin önünde oturup yağmuru seyretmekte pek bir güzel oluyormuş.Yıllardır bunun özlemini çekmiştim.
Kısa sürelide olsa bunu yaşamak güzelmiş.
Nedense kış gelince hep evde sıcacık sobanın başında oturmak bana pek keyif verirdi.Ama şimdi o sobalı kış günlerini bulmak pekte mümkün olmuyor galiba.Ya doğalgaz yada kalorifer.Peki bunlar o sobada pişen kestane tadını veriyorlarmı?Hiç sanmıyorum.
Zaman kaybetmeden aklımı biraz tepetaklak yapıp sobalı bir arkadaş bulmalıyımki kışın o kestanenin tadını bulabileyim.Tabi beni kabul ederlerse.....

8 Ekim 2011

adsız

Hayat bana oyun oynuyor yine.
Bugünlerde hiç iyi değilim hiçççç....